Cumartesi, Ekim 25, 2014

Sevda bilmeyene ...

Sevda bilmeyene hayal, düş gelir.

Pazar, Ekim 19, 2014

Biraz dini ...

Bana yobaz diyebilirsiniz ama şunu da kabul edin ki eğer her devlet bir başkansız(Reis-i Cumhur) kesinlikle idaresi mümkün olmayacaksa madem o zaman aklımızın sınırlarını zorlayıp akıl üstü olan kainatın her zerratının idaresinin tesadüflerle açıklanmaya çalışılması en hafif deyimle ahmaklıktır ve bir Yaratıcının varlığı iki kere iki dört eder nispetince akla en uygun ve mantığa en uygun olandır. Buna itiraz edenler bir Yaratıcının varlığını kabul etmemelerinin iki sebebi vardır şimdi açıklayacağım birincisi kişinin bir Yaratıcının varlığını kabul etmesi beraberinde büyük bir sorumluluğu da getirmesindendir hem bu dahi sığamadığı akla(bir Yaratıcının olması) inkar yolunu kolaylaştırıp işin içinden çıkmasını sağlamaya çalışır ama ve lakin şöyle bir düşünün ki ilkin açıkladığımız gibi bir devlet ayrıca bir devletin başını da gerektirir ki bu da hadsiz geniş olan kaınatımızın da bir idareciye muhtaç olduğunu göstermekle beraber bu idarecinin tek bir süper güç sahibi olmasını gerektirir aynı zamanda. Peki neden başkaları da yok ? Şayet başkası da olsaydı aynı güce sahip iki insanın aynı fikirde olma olasılığının neredeyse imkansız oluşu gibi ya biri diğerine uyacak (ki bu ikiliğin kalkmasını gerektiren ve tekliği öne çıkarır) ya da arada kavgalar anlaşmazlıklar çıkacak (tabi ki eski yunanın da dediği gibi zeusla biri kavga edicekler yıldırımların oluştuğunu kimse savunamaz :)  ) bu yüzden de kainatta denge ortadan kalkacak ve her şey yok olacaktır. Madem ikilik de söz konusu değildir o zaman bir tek idarecinin olması gerekir ki O'na da semavi dinlerin ne dediğinin değil de kastettiği Zatı Muhteşemin varlığı önemlidir daha çok. Böyle bir üst varlığın varlığının delilleri ise basiret gözüyle bakıp ibret almasını bilen her zat için apaçık ortadadır ki bunları saymak için ömür yeter mi bilinmez. Gelelim madem bir yaratıcının varlığından söz ediyorsak ve bu yaratıcı istediğinde her şeyi yaratabiliyorsa o zaman dünyada veya evrende sadece insanoğlunun(hayvanat ve mikroskobik canlılar alemi dışında) bulunduğunu iddia etmek bir derece doğru olmakla bunu tamamen savunmak ispat gerektirir. O zaman başka varlıkların da bulunması yüksek bir ihtimaldir tabi buna uzaylı deyip aradan çekilmek fantezi olur. Hem sonra bu varlıklar bizim göremediğimiz bir şekilde aramızda da yaşıyor olmaları mümkündür(ki bu o canlının beden enerjisinin insanların göremediği bir şekil olan ışınlardan oluşması muhtemeldir. Peki varsa böyle bir varlık çeşidi bize ne? Böyle bir varlık çeşidi varsa ve bu varlıklar bütün dini kaynaklarda belirtilen ve bir kısmı insana düşman bir kısmı da zararsız olan bu varlıkların bizi alakadar eden kısmı zararlı olan kısmıdır ki dini metinlerde buna çeşitli isimler verilmiş olmakla özel isim olarak iblis denilebilir. Bizim konumuzu işgal eden kısmı ilk kısmını açıkladığımız insanın bir yaratıcının varlığını inkar etmesinin ardındaki sırrın bu varlıklarda da yatmasıdır ki insana beyinsel telkinler telepatik yolla (vesvese) çeşitli bozuk düşünceler aktarmakta ve insanın kendi varlığından şüpheye düşmesine neden olmaktadır (örneğin hiççilik akımının biriciği  Nietzsche gibi). Şayet böyle bir şey mümkünse yani telepatik yolla bize düşüncelerimizi karıştıracak parazitler yollayabiliyorlarsa o zaman bir yaratıcının varlığını inkar etmekte onların da etkili olması işten bile değildir. Peki bir yaratıcı varsa bu ona inanmayı gerektirmez mi? Aslında inanılmaması pek bir şeyi değiştirmez. Pascal'ın da dediği gibi bir yaratıcı varsa sız ona inanmakla kendi arzularınızın esiri olmaktan kurtulup daha medeni yaşamaya başlarsınız. Şayet yoksa bile insanlığa büyük katkılar bırakıp ölmeniz pekala mümkün olan bir şeydir. O zaman inkar etmenin aslında bir kaçış olamayacağı mantıklı düşününce ortaya çıkmaktadır. Peki varsa hangi inanç sistemindedir? Şu çok açıktır ki insana en çok değer veren ve yayılmaması için büyük çaba gösterilen hatta insan canına  kıymayı bu sistemle eşleştiren batının da bildiği üzere var olan tek hak din olan  İslamdadır kurtuluş. Peki ama bütün terör olayları İslam ülkelerinde ise nasıl olur da İslam insana en çok değeri veren inanç sistemi olur? Şayet biraz araştırma yapılırsa görülecektir ki bütün bu olayların temelinde hep parasal değerler en on plandadır yani bir yer yeraltı kaynakları bakımından zenginse ve dünyada gözü doymaz sistemler(emperyalizm vb.) varsa o kaynakların nasıl ele geçirileceği konusu tek bir oturumluk strateji toplantılarında da belirlenebilir. Örneğin bir ülkede suni terör eylemleri ortaya çıkarıp oraya demokrasi götürmek adı altında emperyalist güçlerin oraya girmesi için sadece bir kıvılcıma muhtaçtır. Peki ben bunları neden anlatıyorum? Nedeni çok basit medyayla bütün cahillerin yönetilebilineceği gerçeğidir. Yani hem bir yaratıcının varlığına gerek yokmuş gibi saçma düşüncelerin propagandasını yapmak hem de temelinde barış olan bir dini kötüleyip kendi halkına belki o dine geçerler korkusuyla o dini anlatmayıp gecelerini uykusuz geçiren zatların insanları kandırmaları ve de emperyal emellerini gerçekleştirmek için ortam hazırlamalarıdır. Benim amacımsa en azından hem işin yaratıcının varlığı kısmında hem de din tarafında elimdeki bir bardak suyla yangına müdahale etmek olur ki bu da temel olarak tarafımı belirtir. Sizleri de bu kadar çok yorduğum için affınızı istirham etmekle gerçekleri görmeniz duasıyla...